Samsunspor'un Kırmızı-Beyaz-Siyah adlı kitabını hazırlayan Zaman Gazetesi ve gazetemiz köşe yazarı Mehmet Yılmaz, kitabı ile ilgili sorduğumuz soruları yanıtladı
Fatih Tutar: Öncelikle Türk futbol arşivine böyle önemli bir eseri kazandırdığınız için sizi tebrik ederim. Böyle bir kitap yazma fikri nereden çıktı?
Mehmet Yılmaz: Teşekkür ederim... Böyle bir kitap yazma fikri esasında benim tabiatımda olan bir şeydi. Bir kitap yazma fikri başlı başına heyecan verici bir kavram zaten. Okurluktan yazarlığa geçiş sürecidir biraz da bu... İletişim'in futbol kültürü serisinin diğer kitaplarını okurken biraz öykünerek biraz da haset ederek, “neden böyle bir kitapta benim de ismim bulunmasın?” sualinin peşinden koşmaktı aslında. Sonrasında ise futbol takımları serisi çıkınca "neden bu seride Samsunspor da olmasın?" sualine kaydı bu düşünce. Zaman Sporvizyon için Tanıl Bora ile bir röportaj yaparken kendisine açtım bu fikri; hem Tanıl Hoca'nın Samsunspor sempatisi hem de -belki de onun da ötesinde- Samsunspor'un bu seriye girmeyi hak eden bir camia olması hasebiyle teklifimize "evet" cevabı geldi. Biz de biraz da cahil cesaretiyle girdik bu yola... Sonrasında ise yaklaşık iki yıllık bir çalışma başladı. Bir bakıma benim futbola meftun olmamı sağlayan, taraftarı olduğum Samsunspor’a bir teşekkür armağanıdır bu kitap…
Fatih Tutar: Kitapta Samsun’da futbolun tarihinden de bahsediliyor ve açıkçası Anadolu’nun birçok şehrinden önce Samsun’da futbol karşılaşmaları düzenleniyormuş. Hatta Samsun takımlarıyla İşgal kuvvetlerinin takımlarının maçları bile var. Dönemin o zor şartlarını da göz önünde bulundurduğumuzda futbolun Samsun’da ilgi görmesinin en önemli nedenleri nelerdi?
Mehmet Yılmaz: Samsun'un bir liman şehri olması öncelikli etken... Zira o dönemde ilk defa İzmir ve Selanik olmak üzere liman kentlerinde İngiliz gemicilerle girmiştir Türkiye'ye futbol. Samsun da bundan nasibini almıştır. Tabii bir diğer etken de şehirdeki gayrı müslim nüfus. Malumunuz futbolu ilk defa ecnebiler oynuyorlar, Müslümanlar ilk başta biraz geriden bakıyorlar gelişmelere. Ancak önce Samsun’un az sayıdaki yerlisi akabinde ise nüfus mübadelesi sonucu şehir merkezine gelen mübadillerin etkisiyle, ki bunlar gelişime çok açık bir topluluk, futbol yaygınlık kazanıyor. Sonrasında ise özellikle Doğu Karadeniz'den gelen ve yapı itibarıyla futbola meyyal olan bir kitlenin katılımıyla futbolda önemli bir gelişim vetiresi yaşanıyor. Örneğin amatör bir takım olan Samsun Yolspor'un Türkiye Kupasında çeyrek final oynaması ya da Samsunspor'un ta 1927'de kurulması gibi... Velhasıl şehrin sosyal ve beşeri yapısı son derece uygundu futbola. Bu arada bir şeyi de ifade etmeden geçemeyeceğim. Türkiye'deki futbol düzeni İstanbul takımlarından yana olduğu için hep onların hikayeleri anlatılır. Ama biz biliyoruz ki Atatürk'ün 1924'teki Samsun ziyaretinde uğradığı ve şeref defterine bir şeyler karaladığı yerlerden birisi de o zamanki ismiyle Al Yıldız Kulübü, daha sonra Türkocağıspor ile birleşip 1927'de Samsunspor'u oluşturan takım. Yani o çok bilindik hikâyelerin Anadolu versiyonları da var. Yine örneğin sizin de dediğiniz gibi Milli Mücadele yıllarında Rumların Atlas takımıyla Türk gençlerinin maçlar yapmaları gibi...
Fatih Tutar: Samsunspor tarihinde, kulübün altın çağında yaşanan elim kaza çok önemli bir yer tutuyor. Sizce kulüp tarihini kazadan önce ve kazadan sonra diye ikiye ayırıp incelersek Samsunspor kazadan sonraki dönemde düştüğü yerden kalkmayı ne derece başarılı gerçekleştirdi?
Mehmet Yılmaz: Kaza sanıldığı gibi net bir çizgi değil bence. Takım kazadan sonra da ayağa kalkmayı başardı ve kuvvet cihetiyle kaza geçiren takımdan daha iyi kadrolar da kurdu. Yani 89 kazası Samsunspor'un sonu ya da sonunun başlangıcı olmadı, sadece tam arada, ortada bir kâbus -belki de Menteşoğlu dönemindeki o güzel rüyanın kötü sonu oldu. Sonrasında İsmail Uyanık şahsi gayretleriyle Samsunspor'un Türk futbolunun en önemli takımları arasındaki yerini korudu. Hatta onun Samsunspor'u tarihindeki en uzun soluklu Süper Lig macerasını yaşamış oldu. Kazadan sonraki süreçte Ertuğrul, Celil, Serkan, Vural, Ercan, İlhan, Tümer, Musa örneklerindeki gibi yeni yıldızlar kazandırıldı Türk futboluna. Yani, bir çöküş ve düzelememe durumu asla söz konusu olmadı. Ama derseniz ki kazadan önceki durum ne idi? İşte orada da bir kırılma noktası var. Hasbi Menteşoğlu 1984-89 yılları arasında başkanlık yaptı Samsunspor'a ve özellikle 1987'ye kadar olan süreçte muazzam paralar akıtıp, klasik tabirle efsanevi bir kadro kurdu. Ancak 1987'den itibaren işlerindeki aksamalara bağlı olarak mali gücünde düşüş oldu; dolayısıyla bu kadroya yansıdı. Samsunspor yavaş yavaş vites düşürmeye başlamıştı ama bu da yanıltıcı olmasın, zira şampiyonluğa oynamak yerine başaltına güreşen bir Samsunspor’a dönülmüştü.
Fatih Tutar: Samsunspor’un kaçan şampiyonluğunun hikayesini kitapta ziyadesiyle anlatmışsınız. Samsun’un o dönemki hali size göre bugünün Sivasspor’u ile benzerlik gösteriyor mu? O günün koşullarıyla günümüzü kıyaslarsak hangi takımın şampiyonluğu daha zordur?
Mehmet Yılmaz: İlk sorudan başlayayım; evet benzerlik gösteriyor. Bence Sivasspor’un şampiyon olması daha zor. O günün şartlarıyla bugün arasındaki fark eskiden de İstanbul takımlarının kollanmasına rağmen günümüzde futbolu pazarlama teknikleri nedeniyle daha da kollanmasıdır. Geçen sezonu hatırlayın mesela; kaçıncı bitirdi Sivasspor? Bence o Samsunspor şampiyon olabilirdi. Dediğiniz gibi kitapta da bunu ayrıntılarıyla anlattık; 14 yıldır bekleyen Galatasaray lobisinin etkisi kadar Samsunspor’un çok iyi bir 11’e ama alternatifsiz bir 11’e mahkûm olması da etkilidir. Zaten benden ziyade o dönemin topçularından Fatih Uraz, Emin Kar ve Tanju Çolak da bahsediyor bundan.
Fatih Tutar: Kitabı okurken insan şöyle bir duyguya kapılıyor, tam her şey yoluna giriyor derken sanki tüm olumsuzluklar sözleşmişçesine takımın yakasına yapışıyor. Sizce kulüp tarihindeki belli kırılma noktaları olmasaydı bugün Samsunspor için ülkenin 5. büyük takımı diyebilir miydik?
Mehmet Yılmaz: Kitaptaki dosyalardan birisinin adı budur zaten; bizi bırakmayan siyah… Samsunspor’un talihsizliklerini ayrıntılarıyla anlattık orada, trajikomik şeyler olmuştur genelde. Dört büyük kavramına inanmadığım için 5. büyük tabirini de kabul etmiyorum ama sorudaki muradınızı da gayet iyi anladığım için ifade edeyim, o kervanda yer bulabilirdi Samsunspor. En önemli kırılma noktaları İsmail Uyanık döneminde belediye desteği sağlama namına atılan iki adımın da maalesef başarısızlıkla sonuçlanması olmuştur bence…
Fatih Tutar: Samsun şehrinden Tanju Çolak, Gozgoz Yılmaz, Nuri Asan, Celil Sağır, Serkan Aykut ve daha birçok ünlü futbolcu çıkmış. Ancak son dönemlerde takımın da kötü gitmesiyle Samsunspor’un da bu özelliği kalmadı. Samsunspor’un bu özelliğini yitirmesindeki en büyük etken nedir?
Mehmet Yılmaz: Bazı şeyler birbirini tetikler. Yani sadece tek sebebe odaklanırsanız gerçeğin genelini gözden kaçırırsınız. Samsunspor’da komple bir gerileme söz konusu aslında. Yani tribününden ekonomisine, futbolcu profilinden lig sıralamasına kadar bir gerileme söz konusu. Buna rağmen halen Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir “özkaynak” düzeni var takımın ama çıkan oyuncular elbette ki bir Tanju, bir Celil bir Ercan değil. Ancak ileriye dönük bir umut taşıyorum ben, Samsunspor Türk futbolunun kaliteli fabrikası olmaya devam edecektir. Biraz zamana ihtiyacımız var… Biraz daha…
|